TÜRKİYE’NİN YENİ SORUNU “DİJİTAL MAHREMİYET”

Teknolojinin gelişmesiyle birlikte diğer insanlarla iletişime geçmemiz onlarla bir şeyler paylaşmamız gittikçe kolaylaşmaya başladı. Artık sadece tanıdığımız kişilerle değil, tanımadığımız insanlarla da iletişimde ve etkileşimde bulunabiliyoruz. Eskiden klişe bir soru vardı “Elinizde bir mikrofon var ve dünyadaki tüm insanlar sizi dinliyor, ne söylemek isterdiniz?” Bu soruya çoğu insanın genel cevabı dünyada barış ve kardeşliğin önemi ya da tüm insanlığı uyarmak gibi benzeri cevaplar duymaktayız. Ama insanlar farkında değil ki, şuan o mikrofon hepimiz elinde ve bizi tüm dünya duyabiliyor!

İletişimin kolaylaşması ve sosyal medya adı altında, bireylerin kendi ile ilgili daha fazla bilgi paylaşabileceği platformların artması, kişilerin özel hayatına yansımaya da başladı. İnsanlar internet ve sosyal medyadaki paylaşımlarıyla dikkat çekerek bende varım derken maalesef başka bireylerin özel hayatını kasıtlı ya da bilinçsiz ihlal ediyorlar.

SOSYAL MEDYANIN YENİ YÜZÜ “TİK TOK”

Sosyal medyanın çığ gibi büyüyen yeni platformu Tik Tok’u ne kadar tanıyorsunuz?

Tik Tok denildiğinde ülkemizde farklı kutuplaşmalar meydana geliyor. Bir taraf Tik Tok içeriklerinin çok saçma ve gereksiz olduğunu savunurken diğer bir taraf çok eğlenceli ve faydalı olduğunu dile getiriyor…

Şunu söylemeliyim ki yakın zamanda bende Tik Tok dünyasına adım attım. Amacım Tik Tok’un gerçekten zararlı mı zararsız mı olduğu ve diğer platformlardan farkının ne olduğunu incelemekti… (Sizlere ileride bununla ilgili ayrıntılı bir değerlendirme blogu yazacağım.) 

Tik Tok videolarını izlerken şunu farkettim ki; Aslında hepimiz orada olabiliriz… Evet bu kulağa çok tehlikeli geliyor farkındayım. Tik Tok, Instagram gibi estetik, bilgilendirici ya da dikkat çekici içerikler üretmeye odaklı bir platform değil. Burada insanlar aklınıza gelebilecek her şey hakkında video çekip paylaşıyor. Twitter’ın video versiyonu gibi sanki. Anlık düşüncelerini, başlarına gelen ilginç ya da farklı olayları, eleştirilerini, espri vb. yani işin özü paylaşmak istedikleri her şey…

Değinmek istediğim nokta şu ki bu videoda siz bile olabilirsiniz. Tik Tok’ta özellikle gençler, diyelim ki bir tartışma olayı yaşadı hemen gizlice kayda alıp paylaşıyorlar. “Bakın bugün şu kişiyle böyle bir tartışma yaşadım…” diye. Ve bunun gibi habersizce çekilen bir çok video. Kullanıcıları anlayabiliyorum amaçları uğradıkları haksızlığı paylaşarak seslerini duyurabilmek fakat kendi haklarını ararken başka insanların haklarını ihlal etmiş oluyorlar. 

Evrensel İnsan Hakları Beyannamesi ve Türk Ceza Kanunda bu durum suç teşkil etmektedir. Sonuç itibariyle bütün bu düzenlemeler bu hakkın hukukumuzda koruma altında olduğunu göstermektedir.

ÖZEL HAYATIN GİZLİLİĞİNİ İHLAL SUÇUNUN CEZA HUKUKU AÇISINDAN KISA BİR DEĞERLENDİRMESİ

TCK 134. madde ile Özel Hayatın Gizliliğini İhlal suçu iki fıkra halinde düzenlenmiştir:

  • İlk fıkrada özel hayatın gizliliğini ihlal eden kimsenin cezasının bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası olacağı belirtilmiştir. Gizliliğin görüntü ve seslerin kayda alınması suretiyle ihlal edilmesi halinde ise ceza bir kat artırılır.
  • İkinci fıkrada ise kişilerin özel hayatına ilişkin görüntü veya sesleri hukuka aykırı olarak ifşa eden kimsenin iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacağı ve ifşa edilen bu verilerin basın yayın yoluyla yayımlanması halinde de aynı cezaya hükmolunacağı belirtilmiştir.
  • Bu suçun faili herkes olabilir. Kanunun 137. maddesinde sayılan kimseler tarafından işlenmesi hali kanun koyucu tarafından nitelikli hal sayılmış olup bu kişiler tarafından işlenmesi halinde ceza artırımına gidilir. Yani kişiye özgü bir suç değildir. Herkes bu suçun mağduru olabilir.
  • Bu kanunla korunan hukuki değer, kişilerin mahremiyet alanıdır. Suç serbest hareketli bir suçtur. Buradan anlamamız gereken neticenin meydana gelmesi bu suçun oluşması için yeterlidir. Hareketin meydana geliş biçimi önem arz etmez. Örneğin bir kişinin çantasının karıştırılmasıyla suç oluşmuştur.
Örneğin;

Kendinize ait herkese açık olan platformlardan birinde paylaşmış olmadığınız ve kimseyle paylaşmak istemediğiniz cep telefonunuzda bulunan bir fotoğrafınız 3. bir kişi tarafından ele geçirilip internet ortamında paylaşıldı. Yani ifşa edildi. İfşa kelimesi sözlükte herhangi gizli bir şeyi açığa çıkarma, yayma anlamına gelir. Örnek olayda TCK 134/2 suçu oluşmuştur.

Lütfen dijital medya araçlarında paylaştığınız içeriklerin, başka insanların özel hayatını ihlal etmemeye dikkat ediniz.

SOSYAL MEDYA CANAVARI OLMAK İSTER MİSİN? – KİTAP İNCELEMESİ

Merhaba sevgili okurlar, sizler için harika bir kitap önerisiyle karşınızdayım. Kitaptan bahsetmeden önce şunu söylemek istiyorum ki, Media Cat’i daha önce duymadıysanız kesinlikle araştırmanızı ve okumanızı tavsiye ederim. Hem dergileri hem de Media Cat kitaplarının içeriklerine bayılacaksınız. Sizde güncel dünyayı, alanında başarılı insanlardan dinleyebilmek ve bu alanda bilgi sahibi olmak istiyorsanız göz atmayı unutmayın. Blogumun girişi kapitalist reklam metinleri gibi oldu, ama şunu söylemek istiyorum ki reklam yok, bunlar benim samimi düşüncelerim. 

Kitabın yazarı, Oğuzhan SARUHAN. Açıkçası kendisini, kitabını okuyana dek tanımıyordum. Ancak kitabı sayesinde harika bir insan daha tanımış oldum. Bu kitabı satın aldım çünkü günlük yaşantımın önemli bir bölümü sosyal medyada geçiyor. Bu mecralarda kendi alanımda başarılı olmaya çalışıyorum. Bunun için çok sayıda sosyal medya eğitimlerine ve oturumlarına katıldım. Fakat bir söz var ya “Söz uçar, yazı kalır” diye, online olarak almış olduğum eğitimler ne yazık ki kayıt altına alınmadığı ve eğitim kurumları bu videoları bizimle tekrardan paylaşmadığı için haliyle insanız ve unutuyoruz. 

Bu kitap benim için bir ders kitabı adeta. Oğuzhan SARUHAN bu kitaba başlangıçta bir blog yazısı olarak başlamış.

“Uyuyamadığım bir gece, blog yazısı yazmak için yatağımdan kalktım ve sosyal medyayla ilgili yazı yazdım. Yazıyı bitirdikten sonra bir baktım ki 15 sayfa uzunluğunda olmuş. Blog yazısı için fazla uzun olan bu yazıyı, sadeleştirip kısaltmaya çalışsam da başarılı olamadım. Yazıyı kısaltamayınca, daha da uzatıp şu an elinizde bulunan kitabı yazmış oldum.”

Buradan yola çıkarak şunu söylemeliyim ki, kitabın dili bu nedenle aşırı derecede anlaşılır ve samimi, ayrıca konu başlıklarını örnek vakalar üzerinden görselleştirerek anlatması bilgiyi daha da kalıcı hale getirmiş. Sosyal medyamızı ve kişisel markamızı profesyonel bir şekilde yönetmemiz için ipucu uygulamalar, taktikler ve bilgiler bu kitabın içerisinde mevcut.

Haber Global’de gördüğüm bir yazı da “İletişim fakültelerinin bazılarında ders kitabı olarak da okutulan kitapta, sosyal medyada kişisel marka konumlandırma, içerik üretimi, rakip analizi, monitoring, kriz yönetimi, viral kampanyalar, sosyal medyada profil oluşturmanın ele alınıyor.” denilmiş. Açıkçası bizim iletişim fakültesinde bu alanda dersler henüz açılmadı. Umuyorum ki gelecek dönem ya da benden sonraki öğrenciler için bu fırsatlar oluşturulur.

Konumuzdan sapmadan kitaba geri dönecek olursak, sosyal medya ve dijital medya alanında kendini geliştirmek isteyen ve bir rehbere ihtiyacı olan arkadaşlar için kesinlikle tavsiye ederim. Sizler için kitabın arkasında da bulunan, içerik başlıklarını buraya yazıyorum. Şimdiden güzel okumalar dilerim…

  • Sosyal Medyada Kişisel Marka Konumlandırma
  • Sosyal Medya İçerik Üretimi
  • Sosyal Medyada Rakip Analizi
  • Sosyal Medyada Monitoring
  • Sosyal Medyada Kriz Yönetimi
  • Viral Kampanyalar
  • Sosyal Medyada Profil Oluşturma
  • Facebook’u Uçuracak Taktikler
  • Twitter’ı Uçuracak Taktikler
  • Instagram’ı Uçuracak Taktikler
  • You Tube’u Uçuracak Taktikler
  • Linkedln’i Uçuracak Taktikler

2022’DE YENİ BİR BAŞLANGIÇ YAPMAYA HAZIR MISINIZ?

Hoşgeldin 2022.

Koskoca bir yılı daha devirdik. Ama bu seferki biraz farklı sanki, açıkçası Covid-19 pandemi sürecinden bu yana geçen zaman, bana pek normal gelmiyor. Büyüklerimizin dediği gibi “Bizim zamanımızda böyle değildi.” Belki bu sözü söylemek için daha çok genciz ama zaman ilerlemeye devam ettikçe bu sözü söylemeye devam edeceğiz. Galiba bloguma biraz negatif başladım. Korkmayın! 🙂 Demek istediğim şu ki hayatımızdaki bazı olgular çok hızlı değişti ve bizler bunun çok net bir şekilde farkındayız. Şu saatten sonra zamanı geriye saramayacağımıza göre, ileri yönelik ve güncel düşünmeliyiz. Yeniden ve tekrardan başlamaya, denemeye devam etmeliyiz. 

2022’de kendimden ve yeni yıldan en büyük beklentim, bu yıl için belirlediğim tüm hedeflerimi gerçekleştirmek ve halihazırda üzerinde çalışmış olduğum projelerde; emeklerimin en iyi şekilde karşılığını bulmasını istiyorum. 🙂

2022’ye Hedeflerinizi Belirleyerek Başlayın

  • Her yeni yıl başlangıcında kendinize hedefler belirleyin.

Her yeni yıl başlangıcında, ajandamın ilk sayfasına bu yıl gerçekleştirmek istediğim hedeflerimi yazıyorum. Ve bu hedeflerimi aylık planlara bölerek takip ediyorum. Peki hepsini gerçekleştirebiliyor muyum? Arada fire verdiklerim tabi ki oluyor, bazen planladığınız şeylerin önüne beklenmedik sürprizler çıkabiliyor. Ancak yıl sonunda dönüp baktığınızda, hedeflerinizin ne kadarını hayata geçirebildiniz, neleri başardığınızı görmek emin olun ki sizi daha çok motive edecektir.

  • Kendinizi geliştirin…

İlgi duyduğunuz, yeteneğinizin olduğu alanlarda kendinizi geliştirin. Gençlerin özellikle öğrencilerin bu yönde en büyük sıkıntılarından biri maddiyat. Ancak size şunu söyleyebilirim ki internet ortamında ücretsiz olarak bilgi edinebileceğiniz çok sayıda platform mevcut. Eğer uygulama odaklı çalışmalarla ilgileniyorsanız; gençlik merkezi, halk eğitim merkezi gibi devlet destekli eğitim noktalarının da sizlere katkısı olacaktır.

DOĞAYI VE ÇEVRENİ KORU!

  • Bilinçli ve duyarlı ol.

Özellikle 2021 yangınlarından sonra plastik tüketimi, geri dönüşüm, iklim krizi gibi konular, dünya gündeminde sık sık yer alarak insanlar bilinçlendirilmeye çalışılıyor. Ancak hala çalışmalar çok yetersiz. En azından bireysel olarak bile bu alanda bilinçli olmak ve hassas davranmak bir şeyleri değiştirmek için başlangıç olabilir.

İzlemiş olduğum bir YouTube vlogunda şunu görmüştüm. Güney Kore’de ki bazı kafelerde içecekler kağıt, plastik gibi bardaklarda değil de porselen ve cam bardaklarda sunulduğunu doğayı korumak için daha az plastik ve kağıt tükettiklerini öğrenmiştim. Bu tarz duyarlılıklar bile çok şey değiştirilebilir.

Yaşadığınız şehir sizlere geri dönüşüm imkanları tanıyorsa (ne yazık ki ülkemiz bu konuda yetersiz) evdeki çöpleri plastik, kağıt, cam gibi ayrıştırabilirsiniz. Ben kağıt ve plastik çöplerimi ayırıyorum ve geri dönüşümcülerin alabileceği noktalara bırakıyorum.

Ben 2022’ye temiz düzenli girmek istiyorum. 🙂

Kendinize güzel bir defter veya ajanda alın. Hedeflerinizi, sizler için güzel ve özel günleri not edin. Ne istiyorsunuz? Şu depresyon ve umutsuzluk trendinden çıkın ve kendinize gelin. Hayatın sizlere sunduğu fırsatları değerlendirin.

Hedef ve hayallerinizi gerçekleştirdiğiniz güzel bir yıl olması dileğiyle. 🙂

Soru ve görüşleriniz için; yorum kısmından ya da Instagram hesabım üzerinden bana ulaşabilirsiniz.

Instagram: @genc_kalem99

NETFLİX ORİJİNAL BELGESELİ SOSYAL İKİLEM

2020 / 1 sa. 34 dk. / Belgesel – Drama

Orijinal Adı : The Social Dilemma

Konuşmacılar:

  • Tristan HARRIS Google – Eski Tasarım Etikçisi / İnsanı Teknoloji Merkezi Kurucu Ortağı
  • Tim KENDALL Facebook – Eski Yönetici / Pinterest – Eski Başkanı / Moment – Yönetim Kurulu Başkanı
  • Jaron LANIER Sosyal Gerçekliğin Kurucusu / Bilgisayar Bilimcisi
  • Robert MCNAME Facebook – Eski Yatırımcı / Risk Sermayedarı
  • Aza RASKIN Firefox & Mozilla Labs – Eski Çalışanı / İnsani Teknoloji Merkezi – Kurucu / Sonsuz Kaydırmanın Mucidi
  • Justin ROSENSTEIN Facebook – Eski Mühendis / Google – Eski Mühendis / Asana – Kurucu
  • Shoshana ZUBOFF Harvard İşletme Fakültesi Fahri Profesör / Yazar “Gözetim Kapitalizm Çağı”
  • Jeff SEIBERT Twitter – Eski Yönetici / Seri Teknoloji Girişimcisi
  • Sandy PARAKILAS Facebook – Eski Operasyon Müdürü / Uber – Eski Ürün Müdürü
  • Joe TOSCANO Google – Eski Deneyim Tasarımı Danışmanı / Yazar “İnsanlığı Otomatikleştirmek”
  • Chamath PALIHAPITIYA Facebook – Eski Büyüme Başkan Yardımcısı 
  • Sean PARKER Facebook – Eski Başkanı
  • Dr. Anna LEMBKE Stanford Üniversitesi – Tıp Fakültesi / Bağımlılık Tıbbi Direktörü
  • Jonathan HAIDT NYU Stern İşletme Fakültesi – Toplumsal Psikolog / Yazar “Erdemli Zihin: İyi İnsanlar Neden Politika ve Dinle Bölünür?”
  • Guillaume CHASLOT YouTube – Eski Mühendis / Intuitive Al – CEO / Algotransparency – Kurucu

Birçok insan Netflix’i dizi, film izlemek için kullansa da, benim en sevdiğim içerikleri; belgeselleri diyebilirim. Günümüzün popüler alışkanlıkları ve sorunları üzerine hazırladıkları filmleri oldukça ilgi çekici. Bu blog yazımda sizlere yakın zamanda izlediğim ve çok etkilendiğim Netflix orijinal belgeseli olan “Sosyal İkilem” den bahsedeceğim.

Aslında bu yapım ne kadar “Belgesel” kategorisinde yer alsa da drama, simülasyon gibi farklı çekim tekniklerini de barındırdığını söyleyebilirim. Dünyanın en çok kullanılan sosyal medya platformlarının üretici, yönetici ve tasarım pozisyonlarında çalışan teknoloji dâhileri ile yapılan röportajlar bir aile dramasının içinde yedirilerek simülasyon örneklerle açıklanıyor. Belgeselin ilk başlangıcında konuşmacılara ” sizce sorun ne?” sorusu yöneltiliyor, bunun üzerine şekillenen cevaplar, akışında şaşıracağınız açıklama ve itiraflara şahit olacaksınız.

Sistemi yöneticilerinden dinlemek oldukça ilgi çekici fakat şunu belirtmek isterim ki birçoğunun unvanının önünde “former” sıfatı yer almaktadır. “Yani her biri ‘önceki’ kariyerinden bahsediyor”. Filmin başında bu uygulamalar ilk çıktığında iyi ve anlamlı şeylere ön ayak oluyordu ama madalyonun diğer yüzünü fark edemedik ifadelerini kullanıyorlar. Benim izlerken en çok şaşırdığım konulardan biri de sistem yöneticilerinin de bir dönem sosyal medya bağımlısı olduğunu itiraf etmeleri oldu diyebilirim. Tasarlamış oldukları ve geliştirmek için üzerinde sürekli çalışmalar yaptıkları programlara kendilerinin de kurban gitmesi ve bunu engelleyememeleri oldukça ilginç.

“Perdenin arkasında ne olduğunu bilmeme rağmen kendimi kontrol edememem ilginç.”

Belgeselin ilerleyen dakikalarında, uygulamaların neden ücretsiz olduğu üzerine dönüyor. Ve hepimizin son dönemlerde sıkça duyduğu o söz ” Ürün için ücret ödemiyorsan o zaman ürün sensin.” Gerçek şu ki bizim ödemediğimiz ücretleri reklam verenler ödüyor ve karşılığında bizlerin dikkatini satın alıyor diyebiliriz. Fakat şurada takılıyorum ki bu uygulamalar 8-10 yıl önce böyle değildi, bizler bu uygulamaları arkadaşlarımızla iletişim kurmak ve birbirimizi takip etmek için kullanıyorduk. Ancak dijital pazarlamanın yükselişe geçmesiyle birlikte bu uygulamalar amaçlarından ve anlamlarından uzaklaşmaya başladıklarını düşünüyorum. Duygu Kocabaylıoğlu’nun da yazısında belirttiği gibi “Tam da bu noktada yaratılan ve dayatılan teknolojinin dünya çapında ‘dijitalden ekmek yemek zorunda kalan’ yüzbinlerce çalışanı sürüklediği boşluğa hiç değinilmiyor.” ne yazık ki hep kullanıcı ve mağdur taraf üzerine oynuyorlar.

Belgesele genel olarak baktığımızda bize sistemin nasıl işlediği ve etik yoksunu yapay zekanın bu algoritmalarda ki rolünü gözler önüne seriyor. Peki sosyal medyanın zararlarını ve işleyişini anladık. Peki çözüm ne? İşte sorun burada, konuşmacılar belgeselin sonunda bizlere bağımlılığımızı azaltacak tavsiyelerde bulunuyor fakat bunlar yeterli değil.

Belgeselin isminden de anlaşılacağı üzere ikilem içerisindeyiz. Evet sosyal medya hayatımıza çok şey kattı, dünyanın bir ucuyla iletişim kurabilir, bilgi edinebilir konuma geldik fakat bu sefer aynı evde yaşadığımız ailelerimizle konuşmayı unuttuk. Her şeyden hızlıca haberdar olabilirken, yanlışların içindeki doğruyu bulamaz hale geldik. Gerçekten büyük bir ikilemin içerisindeyiz.

Peki bu belgeseli izlemeli misiniz? Bence evet, filmin eleştirel yanları olduğunu düşünüyorum ancak kaybolmuş olduğumuz sosyal ağların bizlere neler yaptığını uzmanlardan dinlemek, kendimizi sorgulamamızı sağlıyor. Eğer bir Netflix kullanıcısı değilseniz, YouTube’dan da ücretsiz olarak izleyebilirsiniz. Galiba dönüp dolaşıp yine aynı yere geliyoruz.

DİJİTAL PAZARLAMADA SOSYAL MEDYANIN ROLÜ

 Günümüzde teknolojinin giderek gelişmesiyle birlikte iletişim kurma, alışveriş yapma, ürün ve hizmet pazarlama gibi birçok alışkanlıklarımız da değişiklik meydana gelmiştir. Özellikle Covid-19 virüs salgınından sonra bu değişim ve dönüşüm süreci daha da hızlanmıştır. Piyasada yeni iş alanları ve kavramları türemiştir. Bunların en popülerlerinden biri dijital pazarlama ve sosyal medya. Hadi gelin bu alanları hep birlikte inceleyelim.

DİJİTAL PAZARLAMA NEDİR?

Ürün ve hizmet pazarlamak için, internet tabanlı çevrimiçi platformlarda yürütülen faaliyetlerdir. Bu platformlar; internet siteleri, sosyal medya kanalları, online PR çalışmaları, online katalog ve blog postları olarak sıralayabiliriz.  

 Dijital pazarlama, akıllıca kullanıldığı taktirde işletme büyük veya küçük olsun hak ettiği geri dönüşü alır. Dijital pazarlama sayesinde, küçük işletme ve firmalar sadece bulunduğu bölgeyle sınırlı kalmaz, sunmuş olduğu hizmeti alakalı ve geniş bir kitleye düşük maliyetle sunma imkanı sağlar. Dijital pazarlamayı önemsemeyen ve bu alanda yatırım yapmayan gelenekseli tercih eden işletmeler rakipleriyle kıyaslandığında geri plana düşecektir.

SOSYAL MEDYA

Sosyal medya, çift taraflı ve eş zamanlı bilgi paylaşımına ulaşılmasını sağlayan, insanların rahatlıkla uluslararası iletişim ve etkileşim kurabildikleri bir mecradır. Günümüzde sosyal medya kişilerin, belirli amaçlar doğrultusunda oluşturduğu bir sanal kimliktir diyebiliriz. Artık yeni tanıştığımız kişiler, ilgi duyduğumuz alanlar, bilgi sahibi olmak istediğimiz konular hakkında ilk başvurduğumuz yer sosyal medyalardır.

Sosyal medyada var olmak; sesinizi, düşüncenizi, işinizi vb. alanlarda global anlamda duyurmak demektir. 2021 yılı itibariyle We Are Social ve Hootsuite verilerine göre dünya genelinde 4,5 milyar kişi aktif olarak internet, 3,8 milyar kişi aktif olarak sosyal medya kullanıcısı bulunmaktadır.

MARKANIN DİJİTALDEKİ SESİ SOSYAL MEDYA

 Günümüz dijital dünyasında, markaların hizmet, ürün ve servise yönelik tanıtımlarını gerçekleştirebilmeleri için sosyal medya büyük bir fırsat haline gelmiştir. Çünkü geleneksel medyada yapılan reklam, tanıtım ve PR faaliyetlerini kişiler “REKLAM” amaçlı yapıldığının bilincindedir. Sosyal medyada durum biraz farklıdır. Markalar burada farklı bir pazarlama yöntemi izler. Sektörün bilirkişileri, fenomenleri olan “Influencer” lar ile iş birliği yaparak duyusal markalandırma tekniklerini kullanarak içeriklerini sunar. Bu yeni pazarlama tekniğinde “Ağızdan Ağıza Pazarlama” şekli ön plandadır. Bu pazarlama yönteminde tüketici, reklam olduğunu düşünmez çünkü sosyal medya samimi ve anlık bir mecradır, paylaşılan içerikler büyük prodüksiyonlar tarafından hazırlanmaz. Bu da kişide gerçeklik imajını uyandırır.

 Ancak yakın zamanda Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği’nin yapmış olduğu açıklamaya göre, reklam ya da sponsorlu içerik olduğu belirtilmeden yapılan ürün tanıtımlarının haksız kazanca girdiği belirtilmiştir. Markaların, sosyal medya fenomenleri ile iş birliği yapmasında kanunen hiçbir sakınca yoktur.  Fakat paylaşılan içeriklerin sanki normal gündelik içeriklermiş gibi paylaşılması tüketicileri yanıltmaktadır ve sonuç olarak bu eylem etik değildir.

Markaların sosyal medyada var olması, kişilerin markayla direk iletişim kurabilmesi ve anlık olarak istedikleri yer ve zamanda alışveriş yapabilmesine imkan sağlamaktadır. Bu durum markalar için büyük bir artıdır.

MARKALAR İÇİN SOSYAL MEDYA İSTATİSTİKLERİ

 Markaların sosyal medyada yer almasının en büyük sebeplerinden biri verilerin daha ölçülebilir ve analiz edilebilir olması. 2018 yılında yapılan araştırmaya göre sosyal medya pazarlamasına dair istatistikler şu şekilde:

  • İşletmeler müşterilerinin %77’sini Facebook sayesinde kazanıyor.
  • Seyahat-gezi şirketlerinin %50’si rezervasyonlarını sosyal medyadan alıyor.
  • Linkedln işetmelere %43, Twitter %37 oranında müşteri sağlamıştır.
  • Markalar, sosyal medya sayesinde görünürlüklerini %91 oranında arttırıyorlar.
  • Tüketicilerin %33’ü markalarla iletişime geçmek için telefon yerine sosyal medyayı tercih etmektedir.

Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz ki sosyal medya kişiler için iletişim kurdukları, bilgi paylaştıkları, haber edindikleri, ürün pazarladıkları ve aldıkları büyük bir medya mecrasıdır. Geleceğine yatırım yapmak isteyenlerin yer alması gereken bir dünyadır. Siz hala yerinizi almadınız mı?

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑