TÜRKİYE’NİN YENİ SORUNU “DİJİTAL MAHREMİYET”

Teknolojinin gelişmesiyle birlikte diğer insanlarla iletişime geçmemiz onlarla bir şeyler paylaşmamız gittikçe kolaylaşmaya başladı. Artık sadece tanıdığımız kişilerle değil, tanımadığımız insanlarla da iletişimde ve etkileşimde bulunabiliyoruz. Eskiden klişe bir soru vardı “Elinizde bir mikrofon var ve dünyadaki tüm insanlar sizi dinliyor, ne söylemek isterdiniz?” Bu soruya çoğu insanın genel cevabı dünyada barış ve kardeşliğin önemi ya da tüm insanlığı uyarmak gibi benzeri cevaplar duymaktayız. Ama insanlar farkında değil ki, şuan o mikrofon hepimiz elinde ve bizi tüm dünya duyabiliyor!

İletişimin kolaylaşması ve sosyal medya adı altında, bireylerin kendi ile ilgili daha fazla bilgi paylaşabileceği platformların artması, kişilerin özel hayatına yansımaya da başladı. İnsanlar internet ve sosyal medyadaki paylaşımlarıyla dikkat çekerek bende varım derken maalesef başka bireylerin özel hayatını kasıtlı ya da bilinçsiz ihlal ediyorlar.

SOSYAL MEDYANIN YENİ YÜZÜ “TİK TOK”

Sosyal medyanın çığ gibi büyüyen yeni platformu Tik Tok’u ne kadar tanıyorsunuz?

Tik Tok denildiğinde ülkemizde farklı kutuplaşmalar meydana geliyor. Bir taraf Tik Tok içeriklerinin çok saçma ve gereksiz olduğunu savunurken diğer bir taraf çok eğlenceli ve faydalı olduğunu dile getiriyor…

Şunu söylemeliyim ki yakın zamanda bende Tik Tok dünyasına adım attım. Amacım Tik Tok’un gerçekten zararlı mı zararsız mı olduğu ve diğer platformlardan farkının ne olduğunu incelemekti… (Sizlere ileride bununla ilgili ayrıntılı bir değerlendirme blogu yazacağım.) 

Tik Tok videolarını izlerken şunu farkettim ki; Aslında hepimiz orada olabiliriz… Evet bu kulağa çok tehlikeli geliyor farkındayım. Tik Tok, Instagram gibi estetik, bilgilendirici ya da dikkat çekici içerikler üretmeye odaklı bir platform değil. Burada insanlar aklınıza gelebilecek her şey hakkında video çekip paylaşıyor. Twitter’ın video versiyonu gibi sanki. Anlık düşüncelerini, başlarına gelen ilginç ya da farklı olayları, eleştirilerini, espri vb. yani işin özü paylaşmak istedikleri her şey…

Değinmek istediğim nokta şu ki bu videoda siz bile olabilirsiniz. Tik Tok’ta özellikle gençler, diyelim ki bir tartışma olayı yaşadı hemen gizlice kayda alıp paylaşıyorlar. “Bakın bugün şu kişiyle böyle bir tartışma yaşadım…” diye. Ve bunun gibi habersizce çekilen bir çok video. Kullanıcıları anlayabiliyorum amaçları uğradıkları haksızlığı paylaşarak seslerini duyurabilmek fakat kendi haklarını ararken başka insanların haklarını ihlal etmiş oluyorlar. 

Evrensel İnsan Hakları Beyannamesi ve Türk Ceza Kanunda bu durum suç teşkil etmektedir. Sonuç itibariyle bütün bu düzenlemeler bu hakkın hukukumuzda koruma altında olduğunu göstermektedir.

ÖZEL HAYATIN GİZLİLİĞİNİ İHLAL SUÇUNUN CEZA HUKUKU AÇISINDAN KISA BİR DEĞERLENDİRMESİ

TCK 134. madde ile Özel Hayatın Gizliliğini İhlal suçu iki fıkra halinde düzenlenmiştir:

  • İlk fıkrada özel hayatın gizliliğini ihlal eden kimsenin cezasının bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası olacağı belirtilmiştir. Gizliliğin görüntü ve seslerin kayda alınması suretiyle ihlal edilmesi halinde ise ceza bir kat artırılır.
  • İkinci fıkrada ise kişilerin özel hayatına ilişkin görüntü veya sesleri hukuka aykırı olarak ifşa eden kimsenin iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacağı ve ifşa edilen bu verilerin basın yayın yoluyla yayımlanması halinde de aynı cezaya hükmolunacağı belirtilmiştir.
  • Bu suçun faili herkes olabilir. Kanunun 137. maddesinde sayılan kimseler tarafından işlenmesi hali kanun koyucu tarafından nitelikli hal sayılmış olup bu kişiler tarafından işlenmesi halinde ceza artırımına gidilir. Yani kişiye özgü bir suç değildir. Herkes bu suçun mağduru olabilir.
  • Bu kanunla korunan hukuki değer, kişilerin mahremiyet alanıdır. Suç serbest hareketli bir suçtur. Buradan anlamamız gereken neticenin meydana gelmesi bu suçun oluşması için yeterlidir. Hareketin meydana geliş biçimi önem arz etmez. Örneğin bir kişinin çantasının karıştırılmasıyla suç oluşmuştur.
Örneğin;

Kendinize ait herkese açık olan platformlardan birinde paylaşmış olmadığınız ve kimseyle paylaşmak istemediğiniz cep telefonunuzda bulunan bir fotoğrafınız 3. bir kişi tarafından ele geçirilip internet ortamında paylaşıldı. Yani ifşa edildi. İfşa kelimesi sözlükte herhangi gizli bir şeyi açığa çıkarma, yayma anlamına gelir. Örnek olayda TCK 134/2 suçu oluşmuştur.

Lütfen dijital medya araçlarında paylaştığınız içeriklerin, başka insanların özel hayatını ihlal etmemeye dikkat ediniz.

YABANCILARIN GÖZÜNDEN TÜRKİYE, EN İYİ YABANCI-TÜRK YOUTUBE KANALLARI

YouTube kanal listeme kaldığım yerden tüm hızıyla devam ediyorum. Daha önceki blogumda sizler için “Kesinlikle Takip Etmeniz Gereken Türk YouTube Kanalları” nı listelemiştim. Bu sefer sizler için, “En İyi Yabancı-Türk YouTube Kanalları” nı hazırladım. Ülkemizi, kültürümüzü, dilimizi başka milletten olan insanlardan dinlemek bana oldukça eğlenceli ve öğretici geliyor açıkçası. Birbirinden farklı hikayelere sahip bu kanalları sizlerin de severek izleyeceğine eminim. O zaman başlayalım 🙂 

1.TRAVELCOMİC ( 202 B abone )

Franzi, hayallerinin peşinden giderek Almanya’dan Türkiye’ye yerleşmiş bir genç. Travel Comic YouTube kanalıyla bu eğlenceli yolculuğunu bizlerle paylaşıyor. Videoları seyahat ağırlıklı olsa da zaman zaman bizlerle duygu ve deneyimlerini paylaştığı videoları bu iki kültürün arasındaki farkları görmemizi sağlıyor.

Yakın zamanda, arabası Limon ile birlikte başlamış olduğu 81 il Türkiye turu serisine sizin de dahil olmanızı tavsiye ederim.  Bu harika kanala bir göz atın derim.

2. JULIA’NIN ÇENE ÇALMA PROJESİ ( 74.4 B abone)

Listemize yine Almanya’dan devam ediyoruz. Türkçeyi hepimizden daha iyi konuşan Julia, YouTube kanalında; Alman ve Türk kültürünün farklılıklarını, yaşam stillerini, insanlarını her açıdan ele alarak samimi sohbetiyle eşsiz deneyimlerini bizlerle paylaşıyor.

Bu kanalın en sevdiğim bir başka içeriği ise, Julia kendi gibi Türkçeyi sonradan öğrenen ve seven diğer yabancılarla bir araya gelerek onların deneyim ve hikayelerini de bizlere ulaştırıyor. Bu harika kanala bakmazsanız çok şey kaybedersiniz benden söylemesi. 😉

3. OLYA’S DAYS ( 2,38B ABONE )

Rotamızı biraz da kuzeye çevirmeye ne dersiniz? Sırada ki YouTube kanalımız Belarus’dan Olya. ( Belarus ya da resmî adıyla Belarus Cumhuriyeti, Doğu Avrupa’da bulunan bir devlet. 1991’de Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla bağımsızlığını ilan eden eski bir Sovyetler Birliği ülkesidir.) Bu açıklamaya gerek var mıydı bilmiyorum ama açıkçası ben bilmiyordum.

Olya, İzmir’de yaşayan 2 çocuk annesi. YouTube kanalında, Rus kültürü ve Türk kültürü arasındaki farkları ve gözlemlerini bizlerle paylaşıyor. Bu tarz içerik paylaşan birçok kanal var ancak Olya’nın iyi bir gözlemci olduğunu düşünüyorum. Bazen bizim bile neden yaptığını bilmediğimiz kültürel davranışlarımızı, dışardan bir göz olarak iyi bir şekilde anlamlandırdığını düşünüyorum.

4. CHELSEA ELIZABETH (128 b abone)

Chelsea, Türkiye’de yaşayan ve Türkçe konuşmayı öğrenen bir Amerikalı. YouTube kanalında birçoğumuzun merak ettiği ve kendisinin ülkemizde ilginç bulduğu konularda videolar çekiyor. Bizlere çok sıradan gelen, hayatımızın bir parçası olan durumlara büyük bir hayretle karşılaması oldukça eğlenceli. Türkiye’yi Amerikalı bir kızın gözünden görmek isterseniz bu kanalı izlemenizi tavsiye ederim.

5. CHABY HAN (1.07 Mn ABONE)

Chaby Han diğer bir lakabıyla Çabi, 2007 yılında ailesiyle birlikte Türkiye’ye yerleşti. Kendisini 2015’te ATV’de yayınlanan “Elin Oğlu”eğlence programıyla tanıdım, o zamandan beri de peşini bırakmıyorum diyebilirim. Beni en şaşırtan yönü ise; Türk mizahına ve insanına olan hakimiyeti… Sizde Çabi’yi tanısanız bizden biri olduğunu hemen hissedersiniz.

Ayrıca, Çabi uzun yıllardır YouTube mecrasında yer alsa da Şubat 2018’de başlattığı ve benim de bağımlısı olduğum 3Y1T serisi ile kanalında adeta patlama yaşadı. 3 Yabancı 1 Türk anlamına gelen bu seride; 4 milletin ( Güney Kore, Türkiye, Amerika, Kenya sonradan seriye İtalya’da eklendi.) farklı konularda birbirlerinin kültürlerini karşılaştırmaktadır. Daha önce, Çabi’nin YouTube kanalına denk gelmediyseniz pek çok şey kaybettiğinizi söyleyebilirim…

Bu blog yazımda sizler için; benim de severek takip ettiğim, kültürümüzle tanışan ve bu yolculukta ilginç deneyimlerini bizlerle paylaşan arkadaşlarımızın YouTube kanallarını listeledim. Bu birbirinden harika kanalları kesinlikle göz atmalısınız.

Bir sonraki serimizde hangi kategoride YouTube kanalları görmek istersiniz? Yorumlarda benimle paylaşabilirsiniz. 🙂

KESİNLİKLE TAKİP ETMENİZ GEREKEN TÜRK YOUTUBE KANALLARI

Eğlenceden genel kültüre, online derslerden yemek tariflerine kadar merak ettiğimiz ya da etmediğimiz her içerikte videoya sahip olan mecra YouTube, günümüzün en popüler internet platformlarından biri haline geldi. We Are Social’ın 2021 istatistiklerine göre Türkiye’de en çok kullanılan sosyal medya platformları sıralamasında YouTube %94.5 ile birincidir. 

 Açıkcası YouTube’un video izlemekten, çok daha fazlası olduğunu düşünmekteyim. Dünyanın ikinci büyük arama motoru benzetmesi yapılan YouTube, modern hız dünyası insanları için eğlence, bilgi, pazarlama, deneyim, düşünce… aklınıza gelebilecek her alanda video şeklinde bilgi edinebileceği bir platform.

 Bu blog yazımda, severek takip ettiğim, sizlerin de izlerken eğleneceğini ve kendinize yeni şeyler katabileceğinizi düşündüğüm Türk YouTube kanallarını listeledim. Haydi gelin birlikte inceleyelim. 🙂

  1. MURAT SONER ( 1,65 Mn abone )

İçeriklerini sabırsızlıkla takip ettiğim en favori YouTube kanalım diyebilirim. Murat Soner, yerli ve yabancı; dizi, film ve sinema incelemesi yapan bir YouTube kanalı. Biliyorum bu tarz içerikler yapan birçok kanal var. Ancak bu kanal çok daha başka.

 Murat Soner’i diğerlerinden ayıran en büyük özellik bu sektörün emekçisi ve hakimi olması. Yani incelemelerini bize sadece bir izleyici gözüyle değil, bir profesyonel gözüyle de aktarmaktadır. Bazen sert ve gerçekçi üslubu ile duygularımıza tercüman olurken bazen de gülüp geçtiğimiz yapımların gerçek yüzünü görmemize yardımcı olmaktadır.

 İzlediğiniz ya da izlemeyi düşündüğünüz yapımların kaliteli içeriklere sahip olmasını önemsiyorsanız bu harika adama kulak verin derim.

 Bu kanalı bile isteyerek listemin ilk sırasına yerleştirdim. Takip etmenizi şiddetle tavsiye ederim. İzlerken gülmekten kırılacağınız ama bir yandan da haklı olduğunu bildiğiniz için gözlerinizin dolacağı mükemmel bir kanal.

2. RUHİ ÇENET MEDYA ( 5,88 Mn abone )

 Ruhi Çenet’i tanımayan yoktur diye düşünüyorum, ama arada sırada çıkıyor karşıma “Bu kim?” diye soranlar oluyor. Yaklaşık yedi yıldır sıkı bir YouTube izleyicisiyim, Ruhi Çenet benim için Türk YouTuber furyasının ilklerinden diyebilirim. 

  Kanalını “ İnsanın kendini, dünyayı ve evreni okuma serüveni…” olarak tanımlıyor. Bence yapılabilecek en iyi tanım. Bu kanalda beklediğinizden çok daha iyi ve farklı videolarla karşılaşacağınızın garantisini verebilirim. Merak ettiğiniz ya da daha önce hiç duymadığınız konularda içerikler ile burada kaybolabilirsiniz. 

 Kaliteli içerikleri, harika çekimleri ile haber bültenlerinde bulamayacağınız gerçekleri, belki abartıyor olabilirim ama kitaplardan kısa sürede ulaşamayacağınız kültürel bilgilere bu kanalla ulaşabilirsiniz. Açıkçası şunu söylemek istiyorum ki, bilgi bolluğunda yüzdüğümüz bu çağda her şeyin hızlı olmasını istiyoruz ki, bu öğrenmek için de geçerli. Bu tarz kanalların, yeni şeyleri hızlı ve akılda kalıcı bir biçimde öğrenmemizde faydası olduğunu düşünüyorum. Bu konuda sizlerin görüşleri neler? Lütfen yorumlarda benimle paylaşın. 🙂

3. İREM TV ( 71 B abone)

 Haydi gelin, biraz da sınırların dışına çıkalım. Bu kanalın abone sayısı diğerlerine göre oldukça düşük ancak bu durum sizi yanıltmasın, sadece bu kanal henüz hak ettiği değeri görmüyor.

 Vlog kanallarının en sevdiğim tarafı, kişilerin yaşadığı değişimleri ve aldıkları kararların hayatlarına olan etkilerini görmek açıkçası beni motive ediyor diyebilirim. Onların tecrübelerine şahit olmak ve deneyimlerini bizlerle paylaşması, “Evet, o ne zorluklardan geçerek buralara gelmiş bende yapabilirim.” diyor insan kendisine.

  Yüksek lisans eğitimi için Güney Kore’ye giden İrem, eğitimini tamamladıktan sonra iş kapıları açılınca orada kalmaya karar veriyor. Şu an Güney Kore televizyon programında ülkemizi tanıtıp temsil ediyor, bu gerçekten çok hoş. Onun vloglarını takip ederken bu kadar başarılı olabileceğini düşünmemiştim. Böyle azimli insanların başarıları beni gerçekten mutlu ediyor.

 İrem’in hikayesinden de anlayacağınız üzere bu YouTube kanalının içeriği Güney Kore ağırlıklı. Vloglarında, Güney Kore’yi kendi yaşamının içinden izlemek videolarını hem eğlenceli hem öğretici kılıyor. Kamp videolarından set arkalarına, mukbangdan seyahate birçok farklı alanda video içerikleri ile harika zaman geçirebilirsiniz.

4. HİKMET ANIL ÖZTEKİN ( 1,47 Mn abone)

 Bu mükemmel insanı ve kanalını 2019’da “İlk Kez Beyaz İnsan Gören Köy” adlı YouTube videosuyla keşfettim. Bu videodan o kadar çok etkilenmiştim ki tüm sosyal medya hesaplarımda paylaşıp, okul gazetemizde haberini yaptım. Hayata olan bakış açısına ve bunun uğrunda göstermiş olduğu çabaya hayran kaldığımı söylemeden geçemeyeceğim. 

 Bir çoğumuzun yazar olarak tanıdığı ancak, çok daha fazlası olan Hikmet Anıl Öztekin, kitlesel değişim ve dönüşümlere olan inancı ile günümüz popüler iletişim ağlarını kullanarak “hayatını adadığı yaşam felsefesini insanlara aktarma aracı olarak kullanmakta ve inandığı felsefeyi tüm dünyaya yaymayı amaçlamaktadır.”

 Yayınlamış olduğu videolarla; hayatını değiştirmek ya da düzene sokmak isteyen, yeni bilgiler öğrenerek ufkunu genişletmek isteyen, kaliteli bir insan olmak için çabalayan ve hayatın anlamını arayanlar için bu kanalı kesinlikle tavsiye ederim. 

  Bu tarz içeriklere sahip kanalları özellikle gençlere tavsiye ediyorum. Çünkü hayata yeni adım attığımız bu dönemde yeni fikirler ve deneyimlere kulak vermek yürümüş olduğumuz yolu daha kolay ve keyifli kılıyor.

5. STORY BOX ( 410 B abone)

Bazen başkalarının hikayelerine kulak vermek, kendi hikayemizi yazma da yardımcı olur. Story Box, Türkiye’de farklı ve güncel konularda başarılı olmuş kişilerin hikayelerini bizlere onların ağzından duyma imkanı sağlayan yeni medya mecrası dır.

 Daha öncesinde hiç duymadığımız ya da yıllarca hayatımızda olan başarılı insanların hikayelerine kulak vermeye ne dersiniz? Farklı ve ilham verici hikayeler dinlemeyi sevenler bu kanala.

Tavsiye listem oldukça uzun. Sizleri sıkmamak adına en çok izlediğim ilk beşi paylaşmak istedim. Bu seriyi kategorileştirerek (seyahat, eğlence, eğitim) devam etmeyi düşünüyorum. 🙂 Keyifli okumalar dilerim.

DİJİTAL PAZARLAMADA SOSYAL MEDYANIN ROLÜ

 Günümüzde teknolojinin giderek gelişmesiyle birlikte iletişim kurma, alışveriş yapma, ürün ve hizmet pazarlama gibi birçok alışkanlıklarımız da değişiklik meydana gelmiştir. Özellikle Covid-19 virüs salgınından sonra bu değişim ve dönüşüm süreci daha da hızlanmıştır. Piyasada yeni iş alanları ve kavramları türemiştir. Bunların en popülerlerinden biri dijital pazarlama ve sosyal medya. Hadi gelin bu alanları hep birlikte inceleyelim.

DİJİTAL PAZARLAMA NEDİR?

Ürün ve hizmet pazarlamak için, internet tabanlı çevrimiçi platformlarda yürütülen faaliyetlerdir. Bu platformlar; internet siteleri, sosyal medya kanalları, online PR çalışmaları, online katalog ve blog postları olarak sıralayabiliriz.  

 Dijital pazarlama, akıllıca kullanıldığı taktirde işletme büyük veya küçük olsun hak ettiği geri dönüşü alır. Dijital pazarlama sayesinde, küçük işletme ve firmalar sadece bulunduğu bölgeyle sınırlı kalmaz, sunmuş olduğu hizmeti alakalı ve geniş bir kitleye düşük maliyetle sunma imkanı sağlar. Dijital pazarlamayı önemsemeyen ve bu alanda yatırım yapmayan gelenekseli tercih eden işletmeler rakipleriyle kıyaslandığında geri plana düşecektir.

SOSYAL MEDYA

Sosyal medya, çift taraflı ve eş zamanlı bilgi paylaşımına ulaşılmasını sağlayan, insanların rahatlıkla uluslararası iletişim ve etkileşim kurabildikleri bir mecradır. Günümüzde sosyal medya kişilerin, belirli amaçlar doğrultusunda oluşturduğu bir sanal kimliktir diyebiliriz. Artık yeni tanıştığımız kişiler, ilgi duyduğumuz alanlar, bilgi sahibi olmak istediğimiz konular hakkında ilk başvurduğumuz yer sosyal medyalardır.

Sosyal medyada var olmak; sesinizi, düşüncenizi, işinizi vb. alanlarda global anlamda duyurmak demektir. 2021 yılı itibariyle We Are Social ve Hootsuite verilerine göre dünya genelinde 4,5 milyar kişi aktif olarak internet, 3,8 milyar kişi aktif olarak sosyal medya kullanıcısı bulunmaktadır.

MARKANIN DİJİTALDEKİ SESİ SOSYAL MEDYA

 Günümüz dijital dünyasında, markaların hizmet, ürün ve servise yönelik tanıtımlarını gerçekleştirebilmeleri için sosyal medya büyük bir fırsat haline gelmiştir. Çünkü geleneksel medyada yapılan reklam, tanıtım ve PR faaliyetlerini kişiler “REKLAM” amaçlı yapıldığının bilincindedir. Sosyal medyada durum biraz farklıdır. Markalar burada farklı bir pazarlama yöntemi izler. Sektörün bilirkişileri, fenomenleri olan “Influencer” lar ile iş birliği yaparak duyusal markalandırma tekniklerini kullanarak içeriklerini sunar. Bu yeni pazarlama tekniğinde “Ağızdan Ağıza Pazarlama” şekli ön plandadır. Bu pazarlama yönteminde tüketici, reklam olduğunu düşünmez çünkü sosyal medya samimi ve anlık bir mecradır, paylaşılan içerikler büyük prodüksiyonlar tarafından hazırlanmaz. Bu da kişide gerçeklik imajını uyandırır.

 Ancak yakın zamanda Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği’nin yapmış olduğu açıklamaya göre, reklam ya da sponsorlu içerik olduğu belirtilmeden yapılan ürün tanıtımlarının haksız kazanca girdiği belirtilmiştir. Markaların, sosyal medya fenomenleri ile iş birliği yapmasında kanunen hiçbir sakınca yoktur.  Fakat paylaşılan içeriklerin sanki normal gündelik içeriklermiş gibi paylaşılması tüketicileri yanıltmaktadır ve sonuç olarak bu eylem etik değildir.

Markaların sosyal medyada var olması, kişilerin markayla direk iletişim kurabilmesi ve anlık olarak istedikleri yer ve zamanda alışveriş yapabilmesine imkan sağlamaktadır. Bu durum markalar için büyük bir artıdır.

MARKALAR İÇİN SOSYAL MEDYA İSTATİSTİKLERİ

 Markaların sosyal medyada yer almasının en büyük sebeplerinden biri verilerin daha ölçülebilir ve analiz edilebilir olması. 2018 yılında yapılan araştırmaya göre sosyal medya pazarlamasına dair istatistikler şu şekilde:

  • İşletmeler müşterilerinin %77’sini Facebook sayesinde kazanıyor.
  • Seyahat-gezi şirketlerinin %50’si rezervasyonlarını sosyal medyadan alıyor.
  • Linkedln işetmelere %43, Twitter %37 oranında müşteri sağlamıştır.
  • Markalar, sosyal medya sayesinde görünürlüklerini %91 oranında arttırıyorlar.
  • Tüketicilerin %33’ü markalarla iletişime geçmek için telefon yerine sosyal medyayı tercih etmektedir.

Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz ki sosyal medya kişiler için iletişim kurdukları, bilgi paylaştıkları, haber edindikleri, ürün pazarladıkları ve aldıkları büyük bir medya mecrasıdır. Geleceğine yatırım yapmak isteyenlerin yer alması gereken bir dünyadır. Siz hala yerinizi almadınız mı?

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑