NETFLİX ORİJİNAL BELGESELİ SOSYAL İKİLEM

2020 / 1 sa. 34 dk. / Belgesel – Drama

Orijinal Adı : The Social Dilemma

Konuşmacılar:

  • Tristan HARRIS Google – Eski Tasarım Etikçisi / İnsanı Teknoloji Merkezi Kurucu Ortağı
  • Tim KENDALL Facebook – Eski Yönetici / Pinterest – Eski Başkanı / Moment – Yönetim Kurulu Başkanı
  • Jaron LANIER Sosyal Gerçekliğin Kurucusu / Bilgisayar Bilimcisi
  • Robert MCNAME Facebook – Eski Yatırımcı / Risk Sermayedarı
  • Aza RASKIN Firefox & Mozilla Labs – Eski Çalışanı / İnsani Teknoloji Merkezi – Kurucu / Sonsuz Kaydırmanın Mucidi
  • Justin ROSENSTEIN Facebook – Eski Mühendis / Google – Eski Mühendis / Asana – Kurucu
  • Shoshana ZUBOFF Harvard İşletme Fakültesi Fahri Profesör / Yazar “Gözetim Kapitalizm Çağı”
  • Jeff SEIBERT Twitter – Eski Yönetici / Seri Teknoloji Girişimcisi
  • Sandy PARAKILAS Facebook – Eski Operasyon Müdürü / Uber – Eski Ürün Müdürü
  • Joe TOSCANO Google – Eski Deneyim Tasarımı Danışmanı / Yazar “İnsanlığı Otomatikleştirmek”
  • Chamath PALIHAPITIYA Facebook – Eski Büyüme Başkan Yardımcısı 
  • Sean PARKER Facebook – Eski Başkanı
  • Dr. Anna LEMBKE Stanford Üniversitesi – Tıp Fakültesi / Bağımlılık Tıbbi Direktörü
  • Jonathan HAIDT NYU Stern İşletme Fakültesi – Toplumsal Psikolog / Yazar “Erdemli Zihin: İyi İnsanlar Neden Politika ve Dinle Bölünür?”
  • Guillaume CHASLOT YouTube – Eski Mühendis / Intuitive Al – CEO / Algotransparency – Kurucu

Birçok insan Netflix’i dizi, film izlemek için kullansa da, benim en sevdiğim içerikleri; belgeselleri diyebilirim. Günümüzün popüler alışkanlıkları ve sorunları üzerine hazırladıkları filmleri oldukça ilgi çekici. Bu blog yazımda sizlere yakın zamanda izlediğim ve çok etkilendiğim Netflix orijinal belgeseli olan “Sosyal İkilem” den bahsedeceğim.

Aslında bu yapım ne kadar “Belgesel” kategorisinde yer alsa da drama, simülasyon gibi farklı çekim tekniklerini de barındırdığını söyleyebilirim. Dünyanın en çok kullanılan sosyal medya platformlarının üretici, yönetici ve tasarım pozisyonlarında çalışan teknoloji dâhileri ile yapılan röportajlar bir aile dramasının içinde yedirilerek simülasyon örneklerle açıklanıyor. Belgeselin ilk başlangıcında konuşmacılara ” sizce sorun ne?” sorusu yöneltiliyor, bunun üzerine şekillenen cevaplar, akışında şaşıracağınız açıklama ve itiraflara şahit olacaksınız.

Sistemi yöneticilerinden dinlemek oldukça ilgi çekici fakat şunu belirtmek isterim ki birçoğunun unvanının önünde “former” sıfatı yer almaktadır. “Yani her biri ‘önceki’ kariyerinden bahsediyor”. Filmin başında bu uygulamalar ilk çıktığında iyi ve anlamlı şeylere ön ayak oluyordu ama madalyonun diğer yüzünü fark edemedik ifadelerini kullanıyorlar. Benim izlerken en çok şaşırdığım konulardan biri de sistem yöneticilerinin de bir dönem sosyal medya bağımlısı olduğunu itiraf etmeleri oldu diyebilirim. Tasarlamış oldukları ve geliştirmek için üzerinde sürekli çalışmalar yaptıkları programlara kendilerinin de kurban gitmesi ve bunu engelleyememeleri oldukça ilginç.

“Perdenin arkasında ne olduğunu bilmeme rağmen kendimi kontrol edememem ilginç.”

Belgeselin ilerleyen dakikalarında, uygulamaların neden ücretsiz olduğu üzerine dönüyor. Ve hepimizin son dönemlerde sıkça duyduğu o söz ” Ürün için ücret ödemiyorsan o zaman ürün sensin.” Gerçek şu ki bizim ödemediğimiz ücretleri reklam verenler ödüyor ve karşılığında bizlerin dikkatini satın alıyor diyebiliriz. Fakat şurada takılıyorum ki bu uygulamalar 8-10 yıl önce böyle değildi, bizler bu uygulamaları arkadaşlarımızla iletişim kurmak ve birbirimizi takip etmek için kullanıyorduk. Ancak dijital pazarlamanın yükselişe geçmesiyle birlikte bu uygulamalar amaçlarından ve anlamlarından uzaklaşmaya başladıklarını düşünüyorum. Duygu Kocabaylıoğlu’nun da yazısında belirttiği gibi “Tam da bu noktada yaratılan ve dayatılan teknolojinin dünya çapında ‘dijitalden ekmek yemek zorunda kalan’ yüzbinlerce çalışanı sürüklediği boşluğa hiç değinilmiyor.” ne yazık ki hep kullanıcı ve mağdur taraf üzerine oynuyorlar.

Belgesele genel olarak baktığımızda bize sistemin nasıl işlediği ve etik yoksunu yapay zekanın bu algoritmalarda ki rolünü gözler önüne seriyor. Peki sosyal medyanın zararlarını ve işleyişini anladık. Peki çözüm ne? İşte sorun burada, konuşmacılar belgeselin sonunda bizlere bağımlılığımızı azaltacak tavsiyelerde bulunuyor fakat bunlar yeterli değil.

Belgeselin isminden de anlaşılacağı üzere ikilem içerisindeyiz. Evet sosyal medya hayatımıza çok şey kattı, dünyanın bir ucuyla iletişim kurabilir, bilgi edinebilir konuma geldik fakat bu sefer aynı evde yaşadığımız ailelerimizle konuşmayı unuttuk. Her şeyden hızlıca haberdar olabilirken, yanlışların içindeki doğruyu bulamaz hale geldik. Gerçekten büyük bir ikilemin içerisindeyiz.

Peki bu belgeseli izlemeli misiniz? Bence evet, filmin eleştirel yanları olduğunu düşünüyorum ancak kaybolmuş olduğumuz sosyal ağların bizlere neler yaptığını uzmanlardan dinlemek, kendimizi sorgulamamızı sağlıyor. Eğer bir Netflix kullanıcısı değilseniz, YouTube’dan da ücretsiz olarak izleyebilirsiniz. Galiba dönüp dolaşıp yine aynı yere geliyoruz.